30.6.11
EYP
EĞLENCE VE CİDDİLİK Bugün bir ilk yaparak günümden değil, benim için çok önemli bir şey olan EYP'den bahsedeceğim sizlere. Çoğu insana saçma geliyor bu organizasyon ama bu klübe katıldığım andan itibaren, bana pozitif etkileri olduğunu rahatça söyleyebilirim. European Youth Parliament, bir grup öğrencinin bir haftalık bir süre zarfında çeşitli Avrupa sorunlarını tartışıp bir çözüm önerisi hazırlamasından ibaret aslında. Ama bunun yanında, yeni arkadaşlıkların çok kısa zamanda da oluşabileceğine çok büyük bir kanıt, zaten ilk iki gün sadece grup arkadaşlarını tanımakla geçiyor, beraber oynadığın oyunlar ve yediğin yemekler de buna katkı sağlıyor.
Hayatımda üç tane EYPye katıldım.ECON İlki bizim okulda bulunan bir Ulusal Seçim Konferansı'ydı. EYP hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve konum, çok alakasız olduğum ekonomiyle ilgiliydi. Bu zorluklara rağmen Finlandiya'ya seçilen sayılı delegelerden biri oldum. Finlandiya'ya gitmeden bir hafta önce, öğretmenimiz yüzünden bütün Türkiye delegasyonu olarak gidemedik, işte bu yüzden Ağustos'ta İspanya'da başka bir organizasyona gideceğim. Bunun için ne kadar heyecanlı olduğumu tahmin bile edemezsiniz. İlk konferansımda çözüm önergemiz onaylandı, bu benim için çok önemliydi.
İkinci EYP'm, SİVİL 1 Eyüboğlu Kolejinde'ydi. Bu türkçe bir forumdu ve konum askerlik üzerineydi. Hazırlayabileceğimiz en güzel çözüm önergesini sunmamıza rağmen, milliyetçi delegeler sağ olsun, önergemiz geçmedi. Çok büyük bir demoralize kaynağı tabii. Katıldığım en kötü konferans buydu, çözüm önergemizin kalmasından değil, organizasyon ve planlamarda çok aksaklıklar olduğundan.
Üçüncü konferansım, ÇEVRE TED İstanbul Koleji'ndeydi. Bu konferans Koç'taki kadar olmasa da, çok eğlenceliydi. Burdaki konum, 3G ve Edge'in insan sağlığına zararıydı. Bütün bir hafta zararlarını aramamıza rağmen, sadece pozitif şeyler bulmuştuk bu yüzden yalan yanlış bir çözüm önergesi hazırlamıştık. Buna rağmen, önergemiz geçmişti.
EYP'deki görevim delege olmak ve yeni insanlarla en iyi şekilde iletişim kurmak dışında, son gün yani genel kurulda, kürsüye ilk çıkan insan olup çözüm önergemizi herkese okumaktı. Bunu katıldığım tüm konferanslarda yaptım. Sahne korkum hat safadadır ama sahnede olmayı da çok severim. EYP benim için gerçekten bir dönüm noktası sayılabilir, asosyal benliğimden sıyrılıp birbirinden özel bir sürü insanla tanışmamı sağladı. İspanya için de hem heyecanlıyım, hem de gergin. Tek başıma ilk defa yurt dışına seyahat edeceğim, umarım her şey hayal ettiğim gibi olur. Fotoğrafların tadını çıkarın!
- EDA GULER
29.6.11
Bodrum Bodrum
Hey Hey Hey!
Bugün, Kalekent'te oturmak yerine biraz dolaşalım dedik ve Bodrum'a indik. Ben burayı küçük bir kasaba sanardım ama Kalekent'ten Bodrum'a gitmek yarım saatten fazla sürdü. Dolaştıktan sonra dondurmalarımızı yedik ve geri döndük, yerlilerden çok turistler vardı sokaklarda. Bodrum'la ilgili en çok sevdiğim iki şey; belki de görebileceğiniz en temiz ve serinletici denize sahip olması. İkincisi ise, hiç terletmeyen sıcak havası. Dün gereksiz rüzgarlıydı gerçi ama bugün hava tam sevdiğim gibiydi.
- EDA GULER
27.6.11
FAMILY DINNER VOL. 2
Bu gece, tatilimizde ilk defa Turgutreis'e inerek bir restorantta yemek yedik. Mona Lisa diye bir yer, eğer Turgutreis'e uğrarsanız mutlaka burada yemek yiyin, inanılmazlar. Yemeğimiz bitince biraz dolaştıktan sonra eve döndük, hava çok rüzgarlı ve keyifsizdi. İnsanların dediklerine göre rüzgar yarın dinmiş olacakmış, umarım!
İyi geceler!
- EDA GULER
PLAY LIST DESCRIBING MY CURRENT MOOD
Bugün biraz dertliyim, öyle özel bir nedeni yok aslında, sadece rol yapmaktan sıkıldım diyelim. Üzüntümün sebebi bir çocuk, kendisi benim için çok değerli biri, kimseye vermediğim değeri ona verdiğim için bunlar başıma geldi sanırım. Her neyse, özel hayatımı olabildiğince az paylaşmak istiyorum, en azından şimdilik.
En iyi ben susayım da, şarkılar anlatsın size durumumu, italiklere daha çok dikkat çekmeniz rica olunur...
Uyarı: Şarkılar biraz melankolik ama anlam yüklüdür.
- EDA GULER
En iyi ben susayım da, şarkılar anlatsın size durumumu, italiklere daha çok dikkat çekmeniz rica olunur...
Uyarı: Şarkılar biraz melankolik ama anlam yüklüdür.
- Who Knew - Pink
- No Ones Gonna Love You - Band of Horses
- You - Pretty Reckless
- With Me - Sum 41
- Jar of Hears - Christina Perri
- Turning Tables - Adele
- Someone Like You - Adele
Kısaca şarkıların anlamlarını da özetleyeyim... Bu çocukla tanışmamız üç yıl öncesine gidiyor, aynı ilk şarkıda bahsedildiği gibi. Ve aynı şarkıdaki "what happened?" sorusunu ben de hep kendime soruyorum, ona da soruyorum gerçi de pek bir cevap alamıyorum. İkinci şarkı yeterince açık sanırım, özellikle nakarat kısmı. Üçüncü şarkı da durumumu çok güzel özetliyor, durumumuzu diyemem çok acı. Dördüncü şarkı, nedense hep onu hatırlatıyor, belki de çok duygulu bir şarkı olduğu için. Beşinci şarkı, bana bir iyi bir kötü davranışının sembolü, eskiden sadece iyiydi davranışları, şimdiyse olması gerekenden daha kötü. Daha ilk baştan, artık onun peşindeki pervane olmadığımı ve ona karşı bir adım atmaktan ne kadar korktuğumu çok güzel bir şekilde söylüyor. Sondan bir önceki parça, onu ittiğimin bir göstergesi ve "turning tables" onun değişken haline bir metafor. Ve en korktuğum şarkı sonuncusu, şarkıda bahsedilen duruma gelmekten gerçekten çok korkuyorum.
- EDA GULER
26.6.11
Street Fight
KINA GECESİ Birkaç gündür yazamıyorum, bloggera bağımlı birisi olarak eksikliğini her dakika hissettiğimi söylemeliyim. Ama iyi bir bahanem vardı. Bildiğiniz gibi şu an Bodrum'dayım. Burada, bir sitede kalıyorum ve kaldığım sitenin bir kafesi var. Bu kafe yengeme ait. İki gün önce bu kafede, siteden birinin kına gecesi düzenlendi. Malum, 100 kişilik bir organizasyona ev sahipliği yapan kafenin daha çok çalışana ihtiyacı olduğu için, ben de gönüllü oldum. Kına gecesi, gece 5te eve dönebildim ve hayatımda bu kadar yorulduğumu hiç hatırlamıyorum. İlk günden bacak kası yaptım. Gelinimiz bugün pembe bir balinaya benziyordu.
Ertesi gün, düğün vardı. Balinamız bugün de beyaz bir fil gibiydi. Düğünde çok yorulmadım, barda iki kişi servis yapıyorduk ve önceki günden daha geç saatte çalışmaya başladım. Dün, saat 2 civarı evdeydim. Fakat eve dönmeden önceki maceralarımı anlatmak istiyorum: Hani bir Türk geleneği vardır, çok bildiğimden değil yanlış anlamayın, damat çocuklara düğünden sonra para dağıtır. Bunlar yapmadılar. Biz de bütün personel topluluğu olarak sitenin kapısına arabalarımızı park ettik ve onları bekledik. Tabii ki bir kaç dakika sonra geldiler ve para vermemekte ısrar ettiler. Çingeneler sanırım, konuşma ve davranışlarından kendi standartlarını gösterdiler. Daha sonra bir tartışma başladı, bazı yumruklar havada uçuştu ve hayatımda ilk defa bir "mahalle kavgası"na karıştım. Gerçekten çok korkutucuydu. İnsanlar sarhoş sarhoş birbirlerini dövüyor, küfürler havada uçuşuyor, tehditler tehditleri doğuruyor... Ben arkadan izleyen sayılı insanlardandım ama dışarıdan bir göz olarak söylemeliyim ki; hayatımda gerçekten korkuyu tattığım sayılı anlardan biriydi, adrenalini yaşamayalı uzun zaman olmuştu. Eve de motorla döndüm, bu da benim için bir ilkti.
Sonuçta eğlendim ama, ufak tefek pürüzler her zaman yok mudur? Şu an, sağ elimde kınayla yazıyorum bunları size, en kısa zamanda fotoğraflarla süsleyeceğim blogumu. Şimdilik, kendinize iyi bakın!
- EDA GULER
Ertesi gün, düğün vardı. Balinamız bugün de beyaz bir fil gibiydi. Düğünde çok yorulmadım, barda iki kişi servis yapıyorduk ve önceki günden daha geç saatte çalışmaya başladım. Dün, saat 2 civarı evdeydim. Fakat eve dönmeden önceki maceralarımı anlatmak istiyorum: Hani bir Türk geleneği vardır, çok bildiğimden değil yanlış anlamayın, damat çocuklara düğünden sonra para dağıtır. Bunlar yapmadılar. Biz de bütün personel topluluğu olarak sitenin kapısına arabalarımızı park ettik ve onları bekledik. Tabii ki bir kaç dakika sonra geldiler ve para vermemekte ısrar ettiler. Çingeneler sanırım, konuşma ve davranışlarından kendi standartlarını gösterdiler. Daha sonra bir tartışma başladı, bazı yumruklar havada uçuştu ve hayatımda ilk defa bir "mahalle kavgası"na karıştım. Gerçekten çok korkutucuydu. İnsanlar sarhoş sarhoş birbirlerini dövüyor, küfürler havada uçuşuyor, tehditler tehditleri doğuruyor... Ben arkadan izleyen sayılı insanlardandım ama dışarıdan bir göz olarak söylemeliyim ki; hayatımda gerçekten korkuyu tattığım sayılı anlardan biriydi, adrenalini yaşamayalı uzun zaman olmuştu. Eve de motorla döndüm, bu da benim için bir ilkti.
Sonuçta eğlendim ama, ufak tefek pürüzler her zaman yok mudur? Şu an, sağ elimde kınayla yazıyorum bunları size, en kısa zamanda fotoğraflarla süsleyeceğim blogumu. Şimdilik, kendinize iyi bakın!
- EDA GULER
22.6.11
Day 3
YAZ En sevdiğim mevsimdir. Hem doğum günümün bulunduğu mevsim olduğu, hem de soğuktan nefret ettiğimden dolayı. Terlemeyi de hiç sevmem ama dediğim gibi, denize bayılırım.
Bugün, dünden daha erken kalkıp tekrar denize girdim. Hava, düne oranla daha bunaltıcı ve rüzgarsızdı. Kendimi denize atınca her zamanki gibi deniz kızı oldum. Balıklar da yoktu bugün, rüzgar olmadığı için kıyaya vurmamışlardı diye tahmin ediyorum. Gene de güzel bir gündü. Yarın planladığımıza göre önce Turgutreis'e inip vize için fotoğraf çektirmeye gideceğim. Bir EYP konferansı nedeniyle Ağustos'ta İspanya'ya gidiyorum. Daha sonra Kalekent'e dönüp, kafede çalışmaya başlayacağım. Yorucu saatler beni bekliyor. Yazın keyfini çıkarın dostlar!
- EDA GULER
21.6.11
Keeps Getting Better
KALEKENT Bugün, buradaki ikinci günüm. İlk gün, sadece evde uyudum, film izledim ve kitap okudum. Burayla ilgili ilk izlenimin, buranın benim cehennemim olacağı yönündeydi. Oysa bugün, çok farklıydı.
Sabah, istemeye istemeye iskeleye indim. Biraz güneşin altında durduktan sonra sıcaktan bayılmamak için denize gireyim dedim. Bu sene ilk kez denize girdim. Deniz o kadar güzel ki, çarşaf gibi. Ben yüzerken, minik balıklar da bana eşlik etti. Her denize girdiğimde, kendimi deniz kızı gibi hissederim, denize bayılırım. Herhalde suyu bu kadar sevmemin nedenlerinden biri de, Yengeç burcu olmam. Balıklara dokunayım dedim, benden kaçtılar tabii ki. Yarın onların üstlerine atlayacağım ama. Bütün bir ay burada kalıp, denizin tadını çıkarabilirim.
17.6.11
15.6.11
Ramfest '11
Bugün, okulda en çok sevdiğim etkinlik vardı: Ramfest. Bu etlikte, yaklaşık 5-6 okuldan öğrenciler geliyor ve 3-4 şarkılık bir mini konser veriyorlar. Konserler gün boyu sürüyor ve gerçekten çok eğlenceli oluyor. Bu sene, Marmara, Şişli Terakki, Kadıköy Anadolu ve adını unuttuğum bir ya da birkaç -sayısını da unuttum- okul sahne aldı...
İlk konseri beklerken:
Açılışı tabii ki Koç yaptı:
Ve sonra sahneyi Kadıköy Anadolu aldı. Enstrumanları en iyi çalanlar onlardı bence, solistin sesi de çok güzeldi, şarkılarının çoğunu bilmiyordum ama. Gitaristleri inanılmazdı!
İkinci performansı beklerken sıkılırsak:
Ve ikinci favorim: Şişli Terakki. Solistlerinin sesi çok güzel ve şarkı seçimleri inanılmazdı!
Ve sonra Marmara:
Arada bir okul daha vardı sanırım ama ben o sırada yemek yiyordum, dolayısıyla fotoğraf çekemedim... Okulun adını da hatırlayamıyorum.
Hava çok sıcak olduğu için, dayanamayıp su savaşı yaptık:
14.6.11
Jar of Hearts - Jessica Perry
12.6.11
Seçimleri Çok İyi Açıklamıyor Mu? Alıntıdır.
- Atatürk'ü seviyorum çünkü,Atatürk ne camiye inançsız girecek kadar dinsiz ne de inançlarıyla boğulacak kadar yobazdı. Atatürk'ü seviyorum çünkü Atatürk ne cahilliğin pençesinde boğuldu ne de bilgeliğin ellerinde halkına yüksekten baktı. Atatürk'ü seviyorum çünkü;asla satilmadi ve asla satmadi! Ama siz Turkler ugruna can verilen bu vatani bir günde sattınız. Yazıklar olsun Türkiye!
- Cumhuriyet'i destekleyenler 88 yılda %100'den %23.8'e düştü
- Bayan arkadaşlar lütfen Türbanları ve Karaçarşafları hazırlayın burası Türkiye İslam Cumhuriyeti.
- Izmir bizim. Burasi senin "gavur" diye kucumseyemeyecegin bir suru aydinla dolu.
- Thanks to Erdogan and AKP there are 62 journalists imprisoned in Turkey, more than any other country in the world.
- Atamızın 19 Mayıs 1919'da her şeyiyle milliyetçi yaptığı Samsun %61 AKP.
- Allah akıl fikir dağıtırken bizim halkımız camideydi.
- Kömürü,makarnayı ÜLKESİNE tercih eden tek insan bizim insanımız.
- Öcalan'a ''sayın'' de, şehide ''kelle'' de , çiftçiye ''ananı al git lan'' de. Ve sonra %50 oyla iktidar ol. Mazoşist bir milletiz.
- Şşş fazla gürültü yapmayın ülkem uyuyor..
- Türk milleti hiç mi aklınıza gelmiyor, size bugünkü oy hakkınızı sağlamak için dincilerin,gericilerin hatalarına karşı savaşarak ölen atalarınız? Yazıklar Olsun.
- Hakan Şükür'ün milletvekili, Tuncay Özkan'ın darbeci olduğu güzel ve adil ülkem! Helal olsun(!)

Subscribe to:
Posts (Atom)













![[Title of Your Image]]([http://29.media.tumblr.com/tumblr_lq33qt35fr1qj3f9ro2_100.jpg])